İbn-i Haldun Kimdir? Eserleri ve İktisadi Görüşleri

Adı Abdurrahman, künyesi, Ebu Zeyd, lakabı Veliyyüddin olan düşünür daha çok İbn–i Haldun şöhretiyle tanınmaktadır. Uzun ismi Abdurrahman bin Muhammed bin Haldun Hadrami’dir. Tarih felsefesinin kurucusu ve sosyoloji biliminin habercisi olan İbn–i Haldun, hem İslâm dünyasında, hem de Batı’da en çok tanınan ve görüşleri üzerinde durulan bir düşünürdür (H. Timur, 1968, s. 32). A. J. Toynbee, İbn–i Haldun’un Mukaddime adlı çalışmasını tarihte henüz benzeri olmayan bir çalışma olarak ilân eder (A. J. Toynbee, 1935,  s. 322). Batı’da düşünürün çalışmaları hakkında birçok eser yazılmış ve doktora tezleri hazırlanmıştır. O, toplumsal değişmede determinizm hakkında ilk defa görüşlerini serdeden bir düşünürdür (S. Uludağ, 1999, s. 12).

İBN–İ HALDUN’UN HAYATI
Birinci İslâm medeniyetinin duraklama çağında yetişen bir düşünür, 27 Mayıs Milâdî 1332 (Hicri 732) yılında Tunus’ta dünyaya geldi (İbn–i Haldun, 1982, s. 25). Aslen Endüs’lü bir aileye mensuptur. Ailesi, Yemen’in Hadramut bölgesinden İspanya’yı, fetheden orduya katılan bir askerin soyundan geldiği ileri sürülmektedir (M. Mahdi, 1957, s. 27). Ailesi Sevil’de tanınan ve yönetimde etkili olan bir aileydi. Kastil II. Ferdinand’ın 1248 yılında Sevil’i işgal etmesinden sonra ailesi Tunus’a hicret etti. Olgunluk yaşına gelinceye kadar öğretim ve eğitimini ailesinin denetiminde yaptı. Arap Dili ve Edebiyatını, Hâdis ve İslâm Hukuku konularında tahsil yaptı. Birçok bilimsel toplantı ve tartışmalara katıldı. Gençliğinde çeşitli seyahatlerde bulundu. Çeşitli devlet memurlukları yaptı.

Seyahatleri ve resmî görevleri İbn–i Haldun’un şöhretini arttırdı. Fas Sultanı Ebu İnan, düşünürün sohbetlerinden hoşlandığından M.S. 1439 yılında onu Fas’a davet eder. Ona saltanat sekreterliği görevini verir. Onun saray yönetiminde kısa sürede yükselmesi dedikodulara yol açar ve 1360 yılında hapse atılır. Daha sonra tekrar yüksek görevler verilirse de Fas’ı terk eder ve İspanya’ya gider. İspanya’da yerleşir ve İşbilye Kralı Alphons’a elçi olarak gönderilir. Düşünürün yeteneği, bilimsel kapasitesi, onun İspanya’da tanınmasına ortam hazırladı. İspanya’daki çatışmaların durmasını isteyen ve başarısını sağlanmasına çalışan düşünür, bu alanda başarılı olamadı. Onun çabalarının neticesiz kalması, siyasetten ve sosyal hayattan uzaklaşmasına neden oldu.

Düşünür bir ara Beni Tücin ilinde İbn Selame kalesine çekilir ve orada 1374–1378 yılları arasında dört yıl çalışarak Mukaddime adlı eserini 1378 yılında tamamlar  (N. Schmidt, 1930, s. 37). Daha sonra Tunus’a gelerek Mukaddime’yi Tunus Sultanına sunar. Sultan Mukaddime’deki yöntemlerle bir tarih kitabının yazılmasını ister. İbn–i Haldun bunun üzerine Kitab–ul İber ve Divan–ul Mübtede–i ve’l Haber adlı genel tarih eserini 1382 yılında tamamlar. Aynı yıl deniz yoluyla Mısır’a gider. Zor ve yorucu bir yolculuktan sonra Ramazan Bayramında İskenderiye limanına ulaşır. Düşünür henüz 52 yaşındadır. Büyük bir birikime ve çalışma azmine sahiptir. Kahire bu dönemde bir ilim ve kültür şehridir. Düşünür iyi karşılanır. Şöhreti o gelmeden önce buraya ulaşmıştı. Kahire’de yargıçlık ve El Ezher Üniversitesi’nde öğretmenlik yapar. El Ezher Cami’inde halk ile sohbet etme fırsatı bulur   (M. A. Enan, 1944, s. 65–67).

Timur’a elçi olarak gönderilen İbn–i Haldun Timur tarafından saygıyla karşılanır. İlk görüşme 10 Ocak 1401 tarihinde gerçekleşti. Timur İbn–i Haldun hakkında önceden bilgi sahibi olduğunu ve ilmine hayran kaldığını belirtir. İbn–i Haldun Timur’a bir Kur’an–ı Kerim, bir namazla, bir de Kaside–i Bürde diye bilinen Hz. Muhammed hakkındaki şiir ile meşhur Mısır helvası hediye etti. Timur, İbn–i Haldun’u 35 gün misafir olarak alıkoydu. Sık sık düşünür ile görüştü. Görüşmelere Timur’un üst düzey yöneticileri ve yanındaki danışmanları da katıldı. Ona sorular sordu. Batı Afrika hakkında bilgi aldı. Tarihle ilgili sorular yöneltti. Gelecek ile ilgili düşünürün görüşlerini öğrendi (W. J. Fischel, 1967, s. 44–9). 74 yaşındayken 16 Mart 1406 yılında Kahire’de vefat etti (H. H. Şirvan, 1965, s. 219–21).

İBN–İ HALDUN’UN ESERLERİ
İbn–i Haldun büyük birikim ve deneyime sahip bir bilim adamıdır. Çalışmalarının bir kaçına burada işaret edilecektir.

“Kitab–ul İber ve Divan–ul Mübtede–i ve’l Haber” adlı genel tarih eserini 1382 yılında tamamlamıştır.
“Mukaddime” (Giriş) adlı eserini 1378 yılında tamamladı. Bu eser bir bakıma Kitab–ul İber adlı tarih kitabına bir giriş mahiyetinde yazılmıştır. Düşünürün en çok okunan ve onu meşhur eden eseridir. Türkçe’ye ve diğer dillere defalarca çevrilmiştir. Ulaşabildiğimiz en son Arapça nüshası Beyrut’ta Dar ve Mektebeti’l Hilal tarafından 1991 yılında basılmıştır.
“Tasavvufun Mahiyeti” (Şifau’s–Sâil) adlı eseri Süleyman Uludağ tarafında çevrilerek yayına hazırlanmış ve Dergâh Yayınları tarafından 1977 yılında basılmıştır.

İBN–İ HALDUN’UN İKTİSADÎ GÖRÜŞLERİ
İbn–i Haldun, kırk beş yaşında iken yerleştiği İbn–i Selame kalesinde Kitab–ul İber adlı meşhur tarih kitabını 1382 senesinde tamamladı. Düşünür, bu eserine giriş mahiyetinde Mukaddime[1] adlı eserinde, tarih ve sosyal olaylara yön veren temel etkenleri ortaya koymaya çalışır. Toplumla ilgili olaylar arasında ortak ilişkileri, kural ve kanunları anlatır. İbn–i Haldun, Mukaddime’de insanların topluluklar halinde yaşamlarını zorunlu kılan nedenleri anlatır. Sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı arttırmak amacıyla kurulan devleti organizmacı (biyolojik) bir yaklaşımla ele alır ve devletlerin geçirdiği merhaleleri etraflıca anlatmaya çalışır (H. H. Şirvan, 1965, s. 227–9).

Batılılar İbn–i Haldun’u iktisadî olayları bir bütün olarak ele alan bir düşünür olarak kabul etmektedir. O, toplumların gelişme tarihini kapsamlı bir anlayışla değerlendirmiş; olayların sebep ve sonuçlarını etraflıca anlatmaya çalışmıştır (L. Baeck, 1994, s. 114).

Mukaddime’de izlenen yol oldukça farklıdır. Olaylar, sadece kronolojik bir şekilde ortaya konmaz; olayların sebep ve sonuçlarının belirlenmesine ağırlık verilir. Medeniyetlerin yapıları ve tarih boyunca gelişme, duraklama ve çöküşleri bilimsel tahliller ile anlatılmaya çalışılır. Düşünür, toplulukların göçebe hayattan yerleşik düzene geçmeleriyle üretim tekniklerinde ne tür değişmelerin meydana geldiği anlatır ve iktisadî kalkınmanın imarla (ümranla) gerçekleşeceğini savunur.

Daha çok siyasî konular üzerinde duran İbn–i Haldun’un, iktisadî konularla ilgili önemli saydığımız bazı yaklaşımlar üzerinde durmuştur. İktisat biliminin öncüsü ve kurucusu sayılan Adam Smith’den yaklaşık üç yüz yıl önce yaşamış olan İbn–i Haldun’un bazı iktisadî görüşlerinin daha tutarlı olduğu ileri sürülmektedir.[2] İbn–i Haldun bir bakıma olayları kaydetme ve nakletmeyi konu edinen tarihle ilgili çalışmalara bilimsel bir boyut kazandırmıştır. Düşünür, toplumların gelişme seyrini ve kültürlerini anlatan yaklaşımları ile bir bakıma Tarih Biliminin “bir kültür ve medeniyet bilimi” (ilm al–umrân) haline gelmesine öncülük etmiştir (M. Mahdi, 1957, s. 8).

Kullanılan Kaynakça
TİMUR, Hüseyin, İktisadî Düşünceler Tarihi, İkinci Baskı, İstiklal Matbaası, İzmir, 1968.

TOYNBEE, Arnold J., A Study of History, III, İkinci Baskı, Londra, 1935.

ULUDAĞ, Süleyman, “İbn Haldun ve Umran İlmi”, Gündüz Gazetesi, 4 Mart 1999.

İbn–i Haldun, Mukaddime, I, Çeviren: Süleyman ULUDAĞ, Dergâh Yayınları, No. 85/1 İstanbul, 1982.

MAHDI, Muhsin, Ibn Khaldûn’s Philosophy of History, George Allen and Unwin Ltd., Londra, 1957.

SCHMIDT, Nathaniel, Ibn Khaldun, Historian Sociologist and Philosopher, Columbia Üniversitesi Yayını, Londra, 1981.

ENAN, Mohammad Abdullah, Ibn Khaldun, His Life and Work, Arapçadan İngilizceye Çeviri, İkinci Baskı, Lahor, 1944.

ŞİRVAN, Harun Han, İslam’da Siyasî düşünce ve İdare, Çeviren: Kemal KUŞÇU, Nur Yayınları No: 64, Ankara, 1965.

BAECK, Louis, The Mediterranean Tradition in Economic Though, Routledge, Londra, 1994.

 

[1]İbn–i Haldun, iktisadî görüşleriyle ilgili fazla bilgi alınız, İbn–i Haldun, Mukaddime, I, II, III, Çeviren: Zakir Kadiri Ugan, M. E. B. Yayınları, Devlet kitapları Şark İslam Klasikleri No: 25. İkinci Baskı, 1967 İstanbul, Mukaddime’nin yeni bir çevirisi Uludağ Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, öğretim üyelerinden Süleyman Uludağ tarafından yapılmıştır. İki cilt halinde Dergâh Yayınevi tarafından Birinci cildi 1982, İkinci cildi ise 1983 yılında yayınlanmıştır. Mukaddime’nin bir başka çevirisi Halil Kandır tarafından yapılmış ve Yeni Şafak Gazetesi tarafından iki cilt olarak 2004 yılında yayınlanmıştır.

[2]Bu hususta daha fazla bilgi için bkz: Bogdan Mieczkowski, “İbn–i Khaldun’s Fourteenth Century Views on Bureaucracy” The American Journal of Islamic Social Sciences, Volume: 4, Number 2, Aralık 1987,                     s. 179–199; Muhammad RABI, The Political Theory of Ibn Khaldun, E. J. Brill, Leinden 1967.

10/04/1986 Düzce'de doğdum. İlk ve Orta Öğretimimi Düzce Namık Kemal İlköğretim Okulununda okudum. Liseyi Düzce Endüstri Meslek Lisesinde okudum. Düzce Üniversitesi Düzce Meslek Yüksek Okulu Elektrik Bölümünü Ön lisans mezunuyum. Anadolu Üniversitesin'de İşletme Okuyorum. ilgi alanlarım; İktisat, İşletme, Yönetim ve Organizasyon, Örgüt Kültürü

Etiketler

Bir de Bunlara Bakın...

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.