İktisat Kongresi ve Bağımsızlık

Osmanlı devleti Kırım Savaşından sonra 1854 yılında İngiltere’den ilk dış borcunu almıştır.  Borçlarını ödemekte sıkıntı çeken Osmanlı “Düyun-u Umumiye’ yi” kurmuştur. Bu Kurum ile Osmanlı ekonomik bağımsızlığını yitirmiş ve yıkılma sürecine giriş yapmıştır. Düyun-u Umumiye ile devlete gelen vergilerin belli bir kısmı direk borç alınan hükümetlere gidiyordu.  1919 yılında başlayan Bağımsızlık savaşı yalnızca Ulusal anlamda değil ekonomik anlamda da bağımsızlık demekti.

17 Şubat 1923 yılında toplanan İzmir iktisat kongresinin teması da o zamana kadar süren askeri ve siyasi alandaki bağımsızlığın ekonomik yansımasıdır.  Mustafa Kemal Atatürk’ün kongrenin açılışında:  “Askerlik ve siyaset alanındaki başarılar ne derece büyük olursa olsunlar, ekonomik başarılarla taçlandırılmadıkça sürekli olmazlar ve kısa zamanda eriyip giderler. Türkiye İktisat kongresi çok mühimdir. Çok tarihidir ” ifadelerine yer vermiştir.

Kongrede ki ekonomik bağımsızlık vurgusu oldukça önemlidir çünkü Osmanlı’nın son dönemlerinde, tamamen ekonomik anlamda bağımsızlığını yitirmesi ve eylemlerinde bağımsızlıktan yoksun olması anlamına gelmiştir.  Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var; yeni Türkiye kurucuları yabancı sermayeye karşı değildirler. Onlar Osmanlı döneminde yabancı sermayeye verilen büyük haklara karşıydılar. Tanzimat’tan sonra Osmanlı’da gelişen yabancı sermaye ülke içinde seçkin bir vaziyet alması itibariyle Osmanlı’nın da devlet ve hükümet olarak onların koruyucu görevini görmesi nedeniyle bu durumun devamının “Yeni Türkiye’ den beklenmemesi gerektiğini dile getirmişlerdir.

Mustafa Kemal’den sonra kongrede konuşan dönemin İktisat bakanı Mahmut Esat da tıpkı Atatürk gibi ekonomik bağımsızlık vurgusu yaparken uygulayacakları ekonomi politikasından bahsetmiştir. Mahmut Esat Yeni Türkiye ekonomisi için şunları söylemiştir:  “Yeni Türkiye ekonomisi, var olan sistem ve siyasetlerin hiçbirinin benzeri olamaz. Biz, iktisat meslekleri tarihindeki meslek okullarından hiçbirine bağlı değiliz. Ne (bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar) okulundan, ne de sosyalist, komünist, etatist (devletçi) ya da himaye okullarındanız. Bizim de, Yeni Türkiye’nin yeni iktisat anlamına göre yeni bir iktisat okulumuz vardır, buna ben Yeni Türkiye İktisat okulu diyorum. Kısacası, birtakım konularda ekonomimiz devletleştirme yöntemini izleyecek, kimi konularda iktisat girişimleri bırakacaktır. ” demiştir.

Mahmut Esat’ın konuşmasında önemli olan diğer bir nokta ise işçi örgütlenme konusunda yaptığı vurgudur. Mahmut Esat; meslek örgütleri, çiftçi dernekleri, işçi-tüccar sendikaları kurulmadıkça ve bu örgütlerin birlikte hareket etmedikçe zayıf kalırlar ve Esat  “Ben örgütlenmeyi yaşamanın yarısı olmak üzere alıyorum ” demiştir.

Kongrede Karma ekonomik modeli benimsenmiş, özel sektör teşvik edilecek. Özel sektörün gelişmesi için devlet desteği sağlanacaktır yani Milli Burjuvazi oluşturma çabası başlamıştır. Yerli üretimin teşvik edilmesi, lüks ithalatın azaltılması, tekelciliğin önüne geçilmesi temel ilkeler olarak belirlenmiştir. Yarı sömürge devlet yapısından tam bağımsız bir yapıya geçişin sağlanması ve bunun kısa ömürlü olmaması için gerekli ilkeler ortaya konulmuştur. Türkiye’nin ekonomik gelişmesi üreticilerin korunması, ihracatın özendirilmesi, milli sanayiyi-işçiyi koruma ve demiryolu inşası siyaseti konularında kongrede alınan kararlar, uygulamaya koyulmuştur.

Yararlanılan Kaynaklar

Dinamo, H. İ. (2010) ;  ” Kutsal Barış Cilt 1  ”

Acun, F. (2010) ;  “Atatürk ve Türk İnkılâp Tarihi “

Kırıkkale Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 4. sınıf ve Açıköğretim Fakültesi Tarih öğrencisiyim. Edebiyat, Tarih, Siyaset ve Sinema hakkında çeşitli makaleler yazdım.

Etiketler

Bir de Bunlara Bakın...

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.