İşten Ayrılmanın Kıyısında

Bir işe, göreve ya da pozisyona müracaat edip, işe başlamak nasıl doğal bir hak ise, işten ayrılmak da o kadar doğal bir süreçtir. Aslında bir İK cı olarak buna çift yönlü, hem işveren gözü ile hem de işçi gözü ile bakmam gerekir ancak attığım başlıktan da mukabil işçi gözü ile bakmak istedim. Belki bir gün bir de bu duruma işveren olarak bakarım.

Öncelikle sorgulanması gereken konu şu: Gerçekten tüm oklar işten ayrılmanızı mı hedef gösteriyor?

Buna nasıl karar verileceği ise tamamen sizin iç sesiniz ve kariyer hedefleriniz ilgili. Eğer içinizdeki ses, bulunduğunuz kurumda kariyeriniz anlamında ve başka diğer hiçbir anlamda size fayda sağlamadığını düşünüyorsanız ayrılabilirsiniz.

Gelelim işten ayrılmanın usulüne,

Öncelikle kıdem süreniz: Bulunduğunuz şirketteki çalışma sürenize göre işten ayrılma sürenizi belirlemeniz gerekmektedir. Nedir kıdem süreleri?

– 6 aya kadar çalışma süreniz varsa: 2 hafta önceden

– 6 ay-1,5 sene arasında çalışma süreniz varsa: 4 hafta önceden

– 1,5 sene-3 sene arasında çalışma süreniz varsa: 6 hafta önceden

– 3 seneden fazla çalışma süreniz varsa: 8 hafta önceden işverene yazılı bildirim yapmak gerekir.

Bu yasal bildirim sürelerine uymak işçinin görevidir. Yukarıdaki süreler kanuni bilgidir ancak işçi ve işveren kendi arasında bu konuda anlaşma sağlayabilir.

Bu sürelere uyulmazsa işveren, çalışandan bu sürelere ilişkin ücretini kesme hakkına yada bu süreye ilişkin para talep etme hakkına sahiptir.

PS: Türk şirketlerinde genel yapılan bir uygulamaya değinmek isterim. İşten ayrılacak kişinin yıllık izin hakkı var ise işverenlerden bu yıllık izin süresini ihbar süresinden düşülmesi isteniyor. Bu uygulama doğru değildir, çünkü kanunen hiçbir izin birbiri ile iç içe geçirilemez.

İhbar süreniz boyunca günlük 2 saat iş arama izniniz vardır. Bu süreyi dilerseniz her gün kullanabilirsiniz, dilerseniz de birleştirip toplu kullanabilirsiniz.

İstifa dilekçesi yazma: Ne olursa olsun, işvereninizle ne kadar iyi bir iletişiminiz olursa olsun, sözlü bildirim yaptığınız gün istifa dilekçenizi yazıp, yazılı bildiriminizi de yapın. Ne demişler? Söz uçar, yazı kalır.

Örnek istifa dilekçesine internetteki çeşitli mecralardan bakabilirsiniz ancak benim nezdimde, işe giriş tarihi, ihbar süresi, ihbar süresi dahilinde işten ayrılacağı tarih, pozisyonun ne olduğu, kendi isteğimle ibaresi ve istifa edenin iletişim, kimlik bilgileri yeterli olacaktır.

İhbar süresindeki davranışlar: Bu konu yine benim şahsi fikrimdir ama sanıyorum ki birçok meslektaşım da kabul edecektir. Lütfen bu süreçte işinizi normal çalıştığınız süredeki kadar iyi yapınız. İşinize özensizlik, mesai saatini esnetme, ekip arkadaşlarınıza davranışların 180 derece değişmesi filan bu süreçte benim çok hoş bulduğum şeyler değil.

Ayrılma süreci boyunca lütfen işiniz ile ilgili bilgileri “nasıl olsa ayrılıyorum” kafası ile işle ilgisi olmayan ya da konuyu bilmemesi gereken insanlarla paylaşmayın.

Tüm bu süreçleri sağlıklı yürüttükten sonra geri kalan tek şey ayrılık gününü beklemektir. Bu da naçizane şahsi bir öneridir: Hiçbir iş yerinizden –ne yaşamış olursanız olun- kötü ayrılmayın. Çünkü bence iş dünyası öyle gözümüzde büyüttüğümüz kadar büyük değil, bir yerlerde ayrıldığımız insanlarla tekrar karşılaşma ihtimalimiz fazlasıyla mevcut…

Başarılı iş tecrübeleri dilerim…

İnsan Kaymağı bloğunda blogger, Meslek Aşığı, Bursa'ya gelen bir İKcı

Etiketler

Bir de Bunlara Bakın...

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.