SÜREKLİ DEĞİŞEN SÜREÇ “EKONOMİ”

17 yy’dan başlayıp 20’inci yüzyıla kadar ki ekonomik düzende her kuralın ve sistemin küresel  değişimler sonucunda belli dönemlerde değişim yaşadığını biliyoruz. 1776 Adam Smith’in attığı teoriler 1929 Büyük Buhranına kadar sürmüş, sonra petrol krizlerine kadar Keynesyen politikalar geçerliliğini korumuş, sonra bu düşünce zinciri Monoteristler,Neo klasikler olarak devam etmiştir.Litaratürün bize gösterdiği tarihsel süreç aslında birbirinden farklı düşünceler değildir.Amaç aynı ama gidişat yolları farklıdır kimileri görünmez el teorileri ile,kimileri para ve maliye politikalarıyla,kimileri konjektürel dalgalanmalardan yola çıkmış. Ama aslında tüm iktisadi düşüncelerin yegane amacı ekonomik denge olmuştur.

1930’lardan sonra mikro iktisadi teorilerin yanında makro iktisadi teorilerde daha çok göze çarpmış ve ekonominin temel amaçları belirlenmiştir.Bu yüzden John Keynese teşekkür etmek yeridir.20 yy’da her bir ekonominin farklı problemleri var en gelişmiş ülkelerde bu problemler zinciri içerisinde,en fakir ülkeside…

Sanayi Devrimi sonrasında ülkeler arasında büyük bir uçurumun açıldığı doğru ki bu yüzden gelişmiş ve gelişmemiş ülkeler ayrımı ortaya çıktı.Ama asla ekonomik olarak tam istihdamda olan bir ülke gözümüze çarpmadı ve çarpacak gibi de gözükmüyor.

Dünyada ki iktisadi faaliyetlere baktığımızda son zamanlarda herkezin makro ekonomik değişkenleri olumlu tutma gibi bir çabası olduğunu görüyoruz ekonominin bel kemiği olarak görülen faiz,enflasyon,ödemeler bilançosu,bütçe açıkları ve finansmanı,işsizlik gibi faktörler dünya ekonomi filminin baş aktörleri olarak yerini alıyor.Ve ülkelerin temel amacı makro ekonomik değişkenleri arttırmak yada yeri geldiğinde azaltmak olduğunu görüyoruz.

Gelişmiş ülkeler her ne kadar ekonomik sistemlerini,makro ekonomik durumlarını düzeltmiş olsalarda insanlardan kaynaklanan ve çoğu zihniyetlerin sahip olduğu daha fazlası benim olsun düşüncesi devreye gireceği için bu ülkeler dünyanın tek hakimi bile olsalar asla ekonomik olarak yerinde saymak istemeyecek ki zaten ekonomik konjektür buna izin vermeyecektir.

21.yy da ülkelerin farklı stratejiler uyguladıklarını görüyoruz örnek verecek olursak ülkemizde Merkez Bankasının amacının fiyat istikrarını sağlamak iken farklı ülkelerde ise Merkez bankalarının görevi değişmektedir.Kimi ülkelerde enflasyon bariz bir problem iken kimi ülkelerde ise deflasyon problem haline gelmiş bulunuyor 1929 Büyük Buhranından bu yana ekonomik krizlerin tek bir konu üzerinde yoğunlaşmadığını görüyoruz 1970 Petrol krizlerinin yanında 1980 ve 1990 lı yıllar arasında gerek coğrafi konum ve enerji kaynaklarının bahanesiyle yaşanan savaşlar sonucunda bir çok ülke ekonomik buhrana girmiştir.

2000’li yıllarda ise gerek ülkemizde ve diğer ülkelerde de ekonomik istikrarsızlıkların nedeninin büyük bir kısmının devlet yöneticilerinin almış oldukları kararlardan kaynaklandığını görüyoruz Türkiye’de 2001 krizinin ve tüm Amerika kıtasını ve Avrupa’yı etkileyen 2008 krizi bu anlattıklarımıza iyi bir örnek teşkil ediyor

Gününmüz ekonomilerinde ise ülkelerin zenginleşme de izledikleri yol  ARGE çalışmaları ile birlikte ileri teknoloji üretme ve sahip oldukları enerji kaynaklarını en iyi şekilde kullanmaya çalıştıklarını görüyoruz özellikle 17 yy da Sanayi devrimi ile birlikte enerji kaynaklarına duyulan önem artmış ve petrol yeni dünya teknolojilerinin can suyu olmuştur.Daha sonra enerji kaynaklarının tükeneceği korkusu ile karşı karşıya kalan ülkeler ise alternatif enerji kaynaklarına yönelmiştir.

Sonuç olarak ekonomi dediğimiz olgunun sürekli bir değişim içerisinde olduğunu görüyoruz ve farklı düşüncelerin,ideolojilerin,tezlerin ortaya atıldığı her dönemde ülkeler kendilerini bu düşüncelere göre şekillendirip ekonomik hamlelerini bu düşüncelere göre uygulamışlardır.Dünyamız ise belli bir zaman aralığında Doğu-Batı bloğu olarak ikiye ayrılsada şu zamanda ise Liberalizmin izinden gitmektedir.Zaman daha bize hangi farklı düşünceleri gösterir bilemeyiz ama ekonomi biliminin asla aynı düşüncelerle sabit kalmayacağını kendini zamanın şartlarına göre ayarlayacağının kanaatindeyiz tıpkı iktisat bilimi için söylenen söz gibi İktisat öyle bir bilimdir ki iki farklı zıt düşünce bile nobel ödülü alabilir.

Bilecik Şeyh Edebali Üniversite'si İktisat Bölüm Temsilcisi Üniversite çerçevesinde kurulan İktisat Düşünce Kulübü'nün kurucu üyesi güncel ekonomi,piyasalar,ekonomi ve siyaset tarihi araştırmacısı Londra Merkezli Turkish Press Business UK dergisinin İktisat Tarihi yazarı ve www.iktisadi.org da aktif yazar olmakla birlikte yerel gazetelerde ekonomi alanındaki çalışmaları yayımlanmıştır üniversite çapında bir çok aktivite ve faaliyete katılımlarda bulunmakla birlikte organizasyonunu da sağlamıştır. Üniversite eğitimine devam etmekle birlikte ekonomi alanında da serbest çalışmalarına devam etmektedir.

Etiketler

Bir de Bunlara Bakın...

0 thoughts on “SÜREKLİ DEĞİŞEN SÜREÇ “EKONOMİ””

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.